OTiZM
2 Nisan 2012 Pazartesi
OTİSTİK ÇOCUĞU OLAN AİLELERE ÖNERİLER
Anne ve Babalar!..
Otistik Bir Çocuğun Özelliklerini Bilmek İster misiniz?
Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal Otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler.
Otizmin Tipik Özellikleri : Otistik bir çocuk;
-Başkalarına karşı ilgisizdir.
-Göz temasından kaçınır.
-Başkaları ile kendiliğinden iletişim kurmaz.
-İsteklerini bir yetişkinin ellerini kullanarak belirtir.
-Diğer çocuklarla oynamaz.
-Sürekli bir konu üzerinde konuşur.
-Sebepsiz şekilde ağlar, güler ve sebepsiz davranışlarda bulunur.
-Anlamsız sözleri üst üste tekrarlar.
-Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanır.
-Yaratıcılık gerektiren oyunları oynayamaz. (Bazıları yaratıcılık gerektirmeyen bazı işleri oldukça hızlı ve iyi yapar. )
-Her şeyin aynı olmasını istemek, rutin yaşama bağlılık, değişikliklere aşırı tepki vermek
-Sürekli aynı oyunları oynamak
-Acıya karşı duyarsızlık
-Tehlikeye karşı duyarsızlık
-Seslere karşı aşırı duyarlılık ya da aşırı duyarsızlık
-Normal öğrenme metodlarına karşı duyarsızlık
-Ekolali (Cevap vermek yerine, kendisine söylenenleri aynen tekrar etmek)
-Yalnız kalmayı tercih etmek
-Temastan, kucağa alınmaktan ya da sevilmekten hoşlanmamak
-Objelere gereksiz yere bağlanmak
-İhtiyaçlarını belirtmekte zorlanmak. Konuşma yerine hareketlerle ihtiyaçlarını belirtmeye çalışmak
-Aşırı hareketlilik ya da aşırı hareketsizlik
-Motor hareket gelişiminde düzensizlik. (Topa vuramaz ama küpleri üst üste dizer)
DİKKAT!.. Otizm tanısını koymak için üç yeti alanında eksikliğin olması gerekliliği vurgulanmaktadır. Bunlar;
-İletişim ve sosyal gelişim alanlarında bozukluğun olması
-Yineleyici, sınırlı ilgi ve davranışlar
-Bu alanlardaki anormalliklerin 30. aydan önce ortaya çıkmış olması
Yeni doğan Özellikleri:
*Diğer bebeklerden farklı bir izlenim yaratırlar
*Anneye gereksinimi yok gibidir
*Nadiren ağlar veya sızlanırlar
*Genellikle uslu bebek olarak tanımlanırlar
*Kucaklanmaya kayıtsızdırlar ve uygun pozisyon almazlar
*kasları gevşektir
*Bakanlar tarafından nedeni anlaşılamayan ve rahatlatılamayan bir huzursuzlukları vardır
İlk 6 Ay:
*Normal bebekler gibi bir şey istemezler
*Anneye ilgisizdirler
*Gülümseme ve algılama yoktur
*Oyuncaklara karşı ilgisizdirler
1. Yaş:
*Diğer normal çocuklar gibi oyunlara katılmazlar
*Sevgi göstermez ve gösterilen sevgiyi anlamaz gibidirler
*Sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinden yoksun izlenimi verirler
*Katı gıda alımında sorunları olur
*Yaşıtlarının ilgi duyduğu ses ve görüntüye ilgisizdirler, görmüyor, duymuyor izlenimi verirler
*Başkalarının dikkatini çekmeyen çeşitli uyaranlara karşı ilgili olabilirler
SOSYAL İLETİŞİM ÖZELLİKLERİ
*Anne-baba ile ilişki kuramama
*Diğer kişilerle ilişki kuramama
*Genelde uslu bebek olarak tanımlanırlar
*Kucaklanmaktan hoşlanmazlar, kucaklanma için uygun pozisyon almazlar
*Öpülmeye, sevilmeye kayıtsızdırlar, bazen aşırı tepki göstererek bu durumu protesto ederler
*Göz iletişimi kurmazlar
*Okul öncesi dönemde yaşıtları ile ilişki kuramazlar
*Genelde yalnız yapılan uğraşlardan hoşlanırlar
Cansız nesneleri insanlara yeğlerler
*Canları acıdığında veya üzüldüklerinde bunu paylaşmazlar
İLETİŞİM ALANINDAKİ ÖZELLİKLERİ
*Konuşma dili gecikir veya hiç gelişmez
*Başkaları tarafından başlatılan konuşmaya tepki vermez, anlamıyor, duymuyor izlenimi verir
*Karşılıklı konuşmayı başlatma ve sürdürme yoktur, gereksinimi dışında iletişim aracı olarak dili kullanmaz
*Ekolali şeklinde konuşur
*Şahıs zamirlerini karıştırır, ben yerine sen veya kendinden 3. tekil şahıs olarak söz eder
*Sözcükleri kendine özgü kullanır
*Normal bir konuşma akıcılığı yoktur, tonlama yerine mekanik ve tek düze bir ses tonu ile konuşur
OTİSTİK ÇOCUKLARLA BİRLİKTE HAREKET ETME, PAYLAŞMA, GRUP PSİKOLOJİSİ VE ENTEGRASYON ÇALIŞMALARI
Eğitim hakkı temel insan hakları arasında belki de en önemli haklardan biridir. Çünkü diğer haklarını nasıl kullanacağı büyük ölçüde bu haktan nasıl yararlanıldığına bağlıdır. Bu nedenle farklı gelişim özellikleri gösterenlerin eğitimi toplumsal, siyasal ve mesleki açılardan reddedilmesi güç, bir değer olarak savunulması zorunlu bir gerekliliktir.
Zihinsel ve ruhsal gelişimi farklı olanların da diğer insanlar gibi gelişme sınırları vardır. Ama diğerlerinden farklı olarak bu sınırlar bilinmemektedir. Ve yine diğerlerinden farklı olarak zihinsel ve ruhsal gelişimi farklı olanların topluma kaynaşma – toplumsallaşma gibi bir çabaları olmayabilir. Veya bu çaba kendilerince ve farklı, bilmediğimiz ama öğrenebileceğimiz ve sezebileceğimiz yollarla ifade edilmektedir. Dolayısıyla onların diğerlerine “kaynaştırılması” değil, diğerlerinin onlarla “kaynaşması” zorunluluğu vardır.
Eğitim modeli olarak kaynaşma, “doğuştan gelen güç sermayesinin ne olduğunun ortaya konulması ve kesin olarak belirlenmiş eylem biçimlerine, yani alışkanlıklara dönüştürme bakımından bu sermayeden yararlanılmasıdır.
Kaynaşmayı sağlayacak en etkili ortamlar aile, akran grubu ve yaşanılan yakın çevredir. Bu ortamlarda kaynaşma için elverişli geliştirici bir duygusal iklimin yaratılması önemli.Sakin sakin yemeğini yerken bağırarak ayağa fırlayan ve o anda tüm çabaları yetersiz ve işlevsiz kılan ve herkese çaresizlik yaşatan ergen bir otistiğin bu davranışını hangi kaygı, korku, beklenti ya da tepkinin oluşturduğunu bilemeyiz. Onunla birebir ilişkide bulunan aile eğitimci veya akran grubunun tek bilgilenme kaynağı kendini onun yerine koyup ne hissettiğini sezmeye çalışmaktır.
Kuşkusuz pek çok problem anında çözülmez. Ancak baskı ile kontrol altına alabiliriz. Bu kontrolün nelere yol açtığını bilmek imkansızdır. Aile, eğitimci veya akran bu yaşadığı duyguyu (korku, güçlük, çaresizlik, öfke, kaygı) bir araya geldiklerinde (diğer aile ziyaretlerinde, eğitim toplantılarında) dile getirip paylaştığı zaman bir bakıma otistiğin krizine yol açan iç süreci, gruptakiler tarafından paylaşılmış ve belki biraz anlaşılmış olur.
Kısmen anladığımız bir duruma biz “normaller” daha az kaygı ve daha çok güvenle bakarız. Eğitimci ve ailenin daha az kaygılı ve daha çok güvenli hal ve davranışları bir otistiğin kendini güvende hissedebilmesi. İçin gereklidir. Normal çocuklarda da bu böyledir.
Bundan dolayı bu tür toplantılarda ve birlikteliklerde kişiler; olumlu – olumsuz yaşadığı olayları ve duygularını, kaygılarını, çaresizliğini ve hatta mutlu anlarını diğer katılımcılarla paylaşmalıdır.
Otistik çocukların, yaşadıkları toplumun parçası olmayı öğrenebilmeleri için mutlaka sosyal etkileşim ve beceri alanlarında destek almaları gerekmektedir. Bizlere bu konuda düşen görev ise otistik çocuklarımızın sosyal gelişim düzeylerini izlemek ve sosyal becerilerde ilerlemelerine yönelik olarak, yapılandırılmış sosyal ortamlarda bağımsızlıklarını arttırıcı fırsatlar sağlamaktır.
Pek çok aile, çocuklarıyla birlikte restorana, komşuya, markete yaptıkları ziyaret ve gezilerde zorluk çekmişlerdir. Çocuklar marketin raflarını devirme, öfke nöbetlerine girme veya restoranda otururken diğer müşterilere yiyecek atma gibi davranışlar göstermektedirler. Bazen de caddede giderken yola fırlamak veya şehirde kaybolmak gibi olaylar çocuğun hayatının tehlikeye girmesi anlamına gelmektedir. Her ne olursa olsun, kuralsız davranışlar sergileyen bir çocuk hem kendisini hem de ailesini eve hapsedecektir.
Otistik çocuklar değişik sebeplerinden dolayı sıklıkla sosyal etkileşimden ve sosyal ortamlardan geri çekilirler. Genellikle yetişkinleri ve bulundukları grup içindeki diğer çocukları da şaşırtan hareketlerde bulunurlar. Yakınlarıyla göz kontağı kurabilen bir otistik çocuk, değişik bir sosyal ortamdayken, içinde bulunduğu gruptaki kişilerle iletişime girmekten kaçınabilir. Bunun nedeni otistik özelliğine bağlı olan iletişim tarzı sebebiyle diğer kişinin iletişim kurma çabalarını anlayamamasındandır.
Otistik bir çocuk, diğer çocuklarla birlikte oyun oynama fırsatı oluştuğunda ilgisiz ve ayrı konumdadır. Bunun sebebi, otistik çocuğun oyun oynama biçiminin alışılmışın dışında olması ve genellikle diğer çocukların oyun oynama biçimlerine uymamasıdır. Otistik çocuklar sıklıkla diğer çocukların oyunlarını seyrederler, oyuna nasıl katılacaklarını bilemezler, kendi ilgileri doğrultusunda nasıl iletişim kurulacağını da bilmediklerinden diğer çocukların sosyal içerikli oyunlarını oynayamazlar.
Otistik çocuğu yaşıtlarıyla her fırsatta oyun oynamaya teşvik ederken o ortamda çocuğun pasif ve belli becerilerden yoksun olmaması için ona oyun oynama becerisinin öğretilmesi gerekmektedir. Öğretilmesi planlanan davranışa model oluşturarak, çocuğa pek çok işe yarar ve zevkli davranışlar öğretilebilir, oluşturulan bu davranışı model olarak taklit etmesi için çocuk sık sık cesaretlendirilmeli ve teşvik edilmelidir.
KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNDE
YAŞANACAK GÜÇLÜKLER Kaynaştırma yoluyla eğitim : Özel eğitime muhtaç çocuklara örgün ve yaygın eğitim kurumları içerisinde, normal akranları arasında özür ve özelliklerine uygun olarak verilen eğitime kaynaştırma eğitimi denir. Kaynaştırma, bireyselleştirilmiş eğitim plan ve programları içerisinde uygun görülen özürlü çocuklarla, normal akranlarının eğitim ve sosyal yönden bütünleşmesidir. Bu noktadan hareketle Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 21.12.1987 tarih ve 510/4308 sayılı “Özel Eğitime Muhtaç Çocukların Okul Öncesi Eğitimleri” konulu genelgeleri ve 20.04.1988 tarih ve 426/1198 sayılı “Özürlü Çocukların Normal Sınıflarda Kaynaştırma Yoluyla Eğitimi” konulu genelgeleriyle fiilen kaynaştırma eğitimi programı başlamıştır.
YAŞANACAK GÜÇLÜKLER Kaynaştırma yoluyla eğitim : Özel eğitime muhtaç çocuklara örgün ve yaygın eğitim kurumları içerisinde, normal akranları arasında özür ve özelliklerine uygun olarak verilen eğitime kaynaştırma eğitimi denir. Kaynaştırma, bireyselleştirilmiş eğitim plan ve programları içerisinde uygun görülen özürlü çocuklarla, normal akranlarının eğitim ve sosyal yönden bütünleşmesidir. Bu noktadan hareketle Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 21.12.1987 tarih ve 510/4308 sayılı “Özel Eğitime Muhtaç Çocukların Okul Öncesi Eğitimleri” konulu genelgeleri ve 20.04.1988 tarih ve 426/1198 sayılı “Özürlü Çocukların Normal Sınıflarda Kaynaştırma Yoluyla Eğitimi” konulu genelgeleriyle fiilen kaynaştırma eğitimi programı başlamıştır.
ERKEN TANI VE MÜDAHALE
Çocuğun kendine ve çevresine farkındalığını, ilgilerini, öğrenmesini ve becerilerini geliştirmesini hızlandırır. Ailenin ve çocuğa Tanı koyan uzmanların çocuğu gelişimsel düzeyine uygun bir müdahale Programına hızla başlatmasında yarar vardır. Okul öncesi dönemde konuşması gecikmiş ya da durmuş ve ilgi alanı kısıtlı yaşına uygun becerileri göstermeyen bir çocuğun klinikte ayaktan bireysel tedavisinin yanı sıra uygun bir kreş ya da anaokuluna gönderilmesi ve Özel Eğitim Programına alınması gerekir. Bu müdahalede bireysel tedavi erken yaşlarda çocuğun ana babasının da katılımıyla farklı yöntemlerle uygulanabilir.
OTİZMİN NEDENLERİ
Otizmin NedenleriOtizmin nedenleri konusunda kalıtımsal etkiler üzerinde önemle durulmaktadır. Otizmi olan çocukların kardeşlerinin de otizm Tanısı alma yüzdelerinin %3-6 arasında oranlara ulaştığı belirtilmektedir. Otizmin nedenlerini aydınlatmaya yönelik yapılan son dönem araştırmalarda genetik, beyin işlevleri, bağışıklık sistemi etkenleri de incelenmektedir. Organik, nörolojik ya da biyolojik faktörlerin otizmin nedenleri arasında önemi göz ardı edilememektedir. Otizme yol açan önemli etkenlerden biri de pek çok çalışmada vurgulanan, gebelikte görülen beklenmedik sorunlar ve doğum travmaları olabilir. Ayrıca Otistik çocukların beklenmedik yaşam değişiklikleri, ayrılıklar, uyaransız kalma ve benzeri stres yaratan durumlara duyarlı olduklarını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.
Çocukların ve ailelerin sorunlarla baş edebilme yolları
Otistik çocuğu olan aileler için en önemli soru, kendilerini nelerin beklediği ve çocuk ileride nasıl olacağıdır. ÖZELlikle çok erken yaşlardaki duruma bakıp çocuğun ileride hangi noktaya geleceğini ve nasıl bir gelişim göstereceğini kestirmek zordur. Aileler çocuk öncelikli olarak konuşup konuşamayacağını sonra, okula gidip gidemeyecegini giderse ne tür güçlüklerle karşılaşacaklarını bilmek isterler. çocuğun içinde bulunduğu durumun erken fark edilmesi ve Eğitim aldığı sürece çocuğun izlenmesi, güçlü ve zayıf taraf ortaya çıkarılması aileye ve Eğitimciye yol gösterir. Otizmde ilerisi için umudu artüran etkenlerden birincisi erken Tanıdır. Olabildiğince erken fark edilerek çocuğun çocuk ruh sağlığı kliniğine götürülmesi ve Tanının konması ya da en azından belirtilere yönelik tedavi edici girişimlerin başlatılması çocuğun ilişki kurma güçlüğü ile baş edilmesini kolaylaştırır.
Çocukların ve ailelerin sorunlarla baş edebilme yolları
Otistik çocuğu olan aileler için en önemli soru, kendilerini nelerin beklediği ve çocuk ileride nasıl olacağıdır. ÖZELlikle çok erken yaşlardaki duruma bakıp çocuğun ileride hangi noktaya geleceğini ve nasıl bir gelişim göstereceğini kestirmek zordur. Aileler çocuk öncelikli olarak konuşup konuşamayacağını sonra, okula gidip gidemeyecegini giderse ne tür güçlüklerle karşılaşacaklarını bilmek isterler. çocuğun içinde bulunduğu durumun erken fark edilmesi ve Eğitim aldığı sürece çocuğun izlenmesi, güçlü ve zayıf taraf ortaya çıkarılması aileye ve Eğitimciye yol gösterir. Otizmde ilerisi için umudu artüran etkenlerden birincisi erken Tanıdır. Olabildiğince erken fark edilerek çocuğun çocuk ruh sağlığı kliniğine götürülmesi ve Tanının konması ya da en azından belirtilere yönelik tedavi edici girişimlerin başlatılması çocuğun ilişki kurma güçlüğü ile baş edilmesini kolaylaştırır.
OTİZM TEDAVİSİ
Otizm Tedavisi Otizmde Tedavi Yaklaşımları
Bugün otizm tedavisinde en önemli yaklaşım Özel Eğitim ve davranış tedavileridir, nadiren ilaç tedavisi kullanılır. Tedavi plani kişiden kişiye değişmektedir, çünkü yaygın gelişimsel bozuklukların belirtileri geniş bir yelpazede yer alır ve çocuğun yaç düzeyine geriliçinin ağırlık derecesine göre değişir.
Otistik çocukların kendine özgü öğrenme gereksinimleri ve özellikleri vardır. Eğitim uygulamaları açısından bu özelliklerin dikkate alınması gerekmektedir. Söz konusu özellikler Bütün otistik çocuklarda bulunmamasına karşın çoğunda, sıklıkla gözlenmektedir. Otistik çocukların öğrenme özellikleri aşağıdaki gibi açıklanmıştır;
1)Organizasyon güçlüğü; otistik çocuk için organizasyon karmaşık, birbiriyle bağlantılı ve soyut bir durumdur. Sistematik alışkanlıklar ve çalışma rutini oluşturulması bu güçlüklerin giderilmesinde etkili olur. Bu amaçla organizasyon güçlükleri için beceri kontrol listeleri hazırlanabilir. Görsel programlar ile çocuklara neyi tamamlamış oldukları bundan sonraki aşamada yapılması gereken şeylerin neler olduğu ve ne şekilde devam edileceği gösterilmiş olur.Bugün otizm tedavisinde en önemli yaklaşım Özel Eğitim ve davranış tedavileridir, nadiren ilaç tedavisi kullanılır. Tedavi plani kişiden kişiye değişmektedir, çünkü yaygın gelişimsel bozuklukların belirtileri geniş bir yelpazede yer alır ve çocuğun yaç düzeyine geriliçinin ağırlık derecesine göre değişir.
Otistik çocukların kendine özgü öğrenme gereksinimleri ve özellikleri vardır. Eğitim uygulamaları açısından bu özelliklerin dikkate alınması gerekmektedir. Söz konusu özellikler Bütün otistik çocuklarda bulunmamasına karşın çoğunda, sıklıkla gözlenmektedir. Otistik çocukların öğrenme özellikleri aşağıdaki gibi açıklanmıştır;
2)Dikkatin kolaylıkla dağılması; otistik çocukların dikkatleri bir biçimde dağılıyor olsa da, dikkatlerini dağıtan unsur çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Bu durumda çocuğun dikkatini dağıtan unsur belirlenmeli ve ona uygun bir çevre düzenlemesi yapılmalıdır.
3)Otistik çocuklar yapmaları gereken işlerin sırasını sıklıkla unuturlar. Sıralamalar var olan ilişkilerin fark edilmesini gerektirdiçinden Eğitimci tarafından genellikle göz ardı edilir.
4)Genelleme güçlükleri yaşarlar, belirli bir ortamda öğrendiklerini diğer bir ortama aktarmakta güçlük yaşarlar. Uygun genellemeler yapılabilmesi sıralamalar için gereken ilkelerin anlaşılmasını ve benzer durumlarda uygulanmasını gerektirir. Genelleme becerilerinin geliştirilmesi için anne babalarla uzmanların dayanışma içinde olmaları, benzer yaklaşımları benimsemeleri ve benzer becerilerin geliştirilmesine odaklanmaları gerekir.
5)Otistik çocuklarda sayısal kavramları anlama yeteneği sıra dışı bir biçimde gelişmiş olabilir ancak organizasyon ve iletişim yetersizlikleri nedeniyle bu yeteneklerini kullanamayabilirler.
Otizm tedavisinde erken Tanı ve tedavi, hastalığın seyrini değiştirmek ve çocuğun daha yüksek bir iyilik düzeyine ulaşmasını sağlamak bakımından önemlidir. Ayrıca Özel Eğitimin bir an önce başlatılması önemlidir. Erken Tanı konan otistik çocuklarla yapılan çalışmalarda ÖZELlikle sosyal, duygusal ve dil alanında büyük gelişmeler sağlanmıştır. 5-6 yaşına kadar hiçbir tedavi uygulanmayan çocuklarda ise zamanla gösterdikleri pek çok davranışın bile kaybolduğu bilinmektedir.
Otizm yaygın gelişimsel Bozukluklar kapsamı içinde yer alan bir çocuk ruh sağlığı sorunudur. yaygın gelişimsel bozukluklar kapsamı içinde:
Rett Sendromu ; başlangıçta baş çevresi dahil, normal gelişme gözlenir, ancak 5 aylık ile 4 yaş arasında baş çevresi yeterince büyümez, takiben el becerilerinin kaybı ve stereotipik el burma hareketleri gözlenir. Sosyal beceriler ve ifade edici alıcı dil gelişimi 2 veya 3 yaşlarında bozulur.
çocukluk Dezintegratif bozukluğu ; çocuklar 2-4 yaşlarında normal gelişim gösterirler, sonrasında sosyal, iletişim, Konuşma ve uyum becerilerinde ağır gerileme (regresyon) oluşur.
Asperger bozukluğu ; normal bir zeka ve normale yakın gelişimi olan ancak, karşılıklı sosyal etkileşim ve ilişkilerde niteliksel bozukluklar, bazı tuhaf davranışlarla kendini gösteren bir bozukluktur. Asperger bozukluğu olan çoğu çocuk normal dil gelişimine sahip olmasına rağmen, yüz ifadeleri ve sosyal jestleri sıklıkla sosyal etkileşim gibi eksiktir. diğer insanlara nasıl yaklaşılacağı konusunda"sezgisel bilgileri" eksiktir.
Otistik çocuğu olan aileleri, çocuğun tedavisinin sağlanması ve izlenmesi konusunda Tanı Özel Eğitim Merkezi, çocuk ruh sağlığı klinikleri, Özel Eğitim okulları, MEB Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü, MEB Rehberlik ve Araştırma Merkezleri gibi kurum ve kuruluşlardan yardım alabilirler.
Otizm tedavisinde erken Tanı ve tedavi, hastalığın seyrini değiştirmek ve çocuğun daha yüksek bir iyilik düzeyine ulaşmasını sağlamak bakımından önemlidir. Ayrıca Özel Eğitimin bir an önce başlatılması önemlidir. Erken Tanı konan otistik çocuklarla yapılan çalışmalarda ÖZELlikle sosyal, duygusal ve dil alanında büyük gelişmeler sağlanmıştır. 5-6 yaşına kadar hiçbir tedavi uygulanmayan çocuklarda ise zamanla gösterdikleri pek çok davranışın bile kaybolduğu bilinmektedir.
Otizm yaygın gelişimsel Bozukluklar kapsamı içinde yer alan bir çocuk ruh sağlığı sorunudur. yaygın gelişimsel bozukluklar kapsamı içinde:
Rett Sendromu ; başlangıçta baş çevresi dahil, normal gelişme gözlenir, ancak 5 aylık ile 4 yaş arasında baş çevresi yeterince büyümez, takiben el becerilerinin kaybı ve stereotipik el burma hareketleri gözlenir. Sosyal beceriler ve ifade edici alıcı dil gelişimi 2 veya 3 yaşlarında bozulur.
çocukluk Dezintegratif bozukluğu ; çocuklar 2-4 yaşlarında normal gelişim gösterirler, sonrasında sosyal, iletişim, Konuşma ve uyum becerilerinde ağır gerileme (regresyon) oluşur.
Asperger bozukluğu ; normal bir zeka ve normale yakın gelişimi olan ancak, karşılıklı sosyal etkileşim ve ilişkilerde niteliksel bozukluklar, bazı tuhaf davranışlarla kendini gösteren bir bozukluktur. Asperger bozukluğu olan çoğu çocuk normal dil gelişimine sahip olmasına rağmen, yüz ifadeleri ve sosyal jestleri sıklıkla sosyal etkileşim gibi eksiktir. diğer insanlara nasıl yaklaşılacağı konusunda"sezgisel bilgileri" eksiktir.
Otistik çocuğu olan aileleri, çocuğun tedavisinin sağlanması ve izlenmesi konusunda Tanı Özel Eğitim Merkezi, çocuk ruh sağlığı klinikleri, Özel Eğitim okulları, MEB Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü, MEB Rehberlik ve Araştırma Merkezleri gibi kurum ve kuruluşlardan yardım alabilirler.
Özel Eğitim Merkezimizde alanında uzman pedagog ve Özel Eğitim öğretmenleriyle otistik çocuk ve gençlerimize yönelik Eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.
Ayrı ve Aykırı Bir Dünya: OTİZM
OTİZM
Uzatsan yüreğini bana
Senden çok farklı değilim aslında Senin, Benim seçimim değil otizm aslında Bir sevgi, birde egitim yeter bana Acımadan bak, gözlerime aklıma Sen o digeri, destek olsanız bana Aşamayacağım engel yok Otizm benim seçimim değil aslında Bana sen gibi davransan Bende sabrına hayran kalsam Ve toplumdan uzaklaşmasam Herkes görecek, otizim eksiklik değil farklılıktır aslında. |
OTİZM BELİRTİLERİ..
Sosyal etkileşimde yetersizlik :
gözlerinize bakmazlar,
kayıtsızdırlar,
İsmi ile çağrıldığında çoğu kez aldırmazlar,
Duymuyormuş gibi davranırlar,
yaşıtları ile oyun oynamazlar
Tek başlarına kalırlar,
Başka duygularını ve düşüncelerini anlamakta güçlük çekerler ya da uygun
tepkilerle karşılık veremezler.
gözlerinize bakmazlar,
kayıtsızdırlar,
İsmi ile çağrıldığında çoğu kez aldırmazlar,
Duymuyormuş gibi davranırlar,
yaşıtları ile oyun oynamazlar
Tek başlarına kalırlar,
Başka duygularını ve düşüncelerini anlamakta güçlük çekerler ya da uygun
tepkilerle karşılık veremezler.
İletişimde ve oyunda yetersizlik:
Konuşma gecikir, dil gelişimi geride kalır,
Konuşmayı bir iletişim amacı ya da aracı olarak kullanmazlar. Beden dilini kullanmada ya da anlamada zorlanırlar. Oyuna ve oyuncağa ilgisiz kalırlar
Rol yapmazlar, hayali oyunları yoktur.
Konuşma gecikir, dil gelişimi geride kalır,
Konuşmayı bir iletişim amacı ya da aracı olarak kullanmazlar. Beden dilini kullanmada ya da anlamada zorlanırlar. Oyuna ve oyuncağa ilgisiz kalırlar
Rol yapmazlar, hayali oyunları yoktur.
Takıntılar:
Nesne takıntıları vardır, herhangi bir nesneyi özellikle sert nesneleri ellerinde tutarlar, taşırlar. çevirerek, döndürerek izlerler ya da koklarlar
El çırpma, sallama, sallanma, koşma, dönme gibi yineleyen davranışları vardır,
Sadece bir ya da birkaç kısıtlı konu ile ilgilenirler,
günlük yaşamda belli işleri, belli şekillerde yapma konusunda ağır ısrar ederler. düzen değişikliklerine ya da aksamalara karşı ağır tepkide bulunurlar. Genellikle değişime direnç gösterirler. aynılıkta ısrarları vardır.
Nesne takıntıları vardır, herhangi bir nesneyi özellikle sert nesneleri ellerinde tutarlar, taşırlar. çevirerek, döndürerek izlerler ya da koklarlar
El çırpma, sallama, sallanma, koşma, dönme gibi yineleyen davranışları vardır,
Sadece bir ya da birkaç kısıtlı konu ile ilgilenirler,
günlük yaşamda belli işleri, belli şekillerde yapma konusunda ağır ısrar ederler. düzen değişikliklerine ya da aksamalara karşı ağır tepkide bulunurlar. Genellikle değişime direnç gösterirler. aynılıkta ısrarları vardır.
Diğer belirtiler:
Görme, işitme, tat, koku ya da dokunma duyu bazılarında ya da tümünde ağır duyarlık gösterirler,
acıya karşı duyarsızdırlar. Düştüklerinde, yaralandıklarında canının yandığına ilişkin tepki göstermezler,
ağır hareketlilik ya da hareketsizlik gösterirler,
Tehlikeler karşısında duyarsızdırlar.
Görme, işitme, tat, koku ya da dokunma duyu bazılarında ya da tümünde ağır duyarlık gösterirler,
acıya karşı duyarsızdırlar. Düştüklerinde, yaralandıklarında canının yandığına ilişkin tepki göstermezler,
ağır hareketlilik ya da hareketsizlik gösterirler,
Tehlikeler karşısında duyarsızdırlar.
Bu belirtilerin birkaçı ya da çoğu bir arada gözlenebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











